Çevresel Göstergeler
Çevresel Göstergeler
Çevresel Göstergeler
Yönetici Özeti

Çevresel Göstergeler Kitapçığının amacı; çevre ile sektörler arasındaki ilişkiyi yansıtmak, çevresel etkileri olan bazı faaliyetlerin zaman serisinde gözlenebilmesini, uygulanan çevre politikalarının sonuçlarının izlenebilmesini sağlamak, yapılacak plan, program ve politikaların belirlenmesinde, mevzuat hazırlanmasında yardımcı olmak ve bilgilendirme yapmaktır. Kitapçıkların ilki olan “Çevresel Göstergeler 2006” kitapçığı 11 başlık ve 24 göstergeden oluşurken, kitapçıklar zaman içinde yenilenip gelişmiş olup, “Çevresel Göstergeler 2017” kitapçığı 16 başlık ve 87 gösterge içerecek şekilde hazırlanmıştır. Çevresel bilgi yönetiminde veri kalitesinin büyük önemi vardır. Genel olarak, bu kitapçıkta bulunan göstergelere ilişkin veriler ve değerlendirmeler bu verileri üreten ilgili yetkili kuruluşlardan alınmaktadır. Dolayısıyla, bu verilerin doğruluk ve güvenilirliğinin, veri sağlayan kuruluşların sorumluluğunda olduğuna dikkat çekmek gerekmektedir.

 

“Çevresel Göstergeler 2017” kitapçığının içeriğine göre;

 

Nüfus

2017 yılı TÜİK verilerine göre Türkiye’nin toplam nüfusu, 80.810.525 kişidir. 2016 yılında %1,35 olan nüfus artış hızı, 2017 yılında %1,24’ e düşmüştür. Demografik göstergelerdeki mevcut eğilimler devam ettiği takdirde, Türkiye nüfusunun 2023 yılında 86.907.367 kişiye, 2040 yılında ise 100.331.233 kişiye ulaşması beklenmektedir. Nüfusumuz 2069 yılına kadar artarak 107.664.079 kişiyle en yüksek değerine ulaşacaktır. Bu yıldan itibaren ülke nüfusunun azalışa geçmesi öngörülmektedir.

Birleşmiş Milletler’ in 2017 yılı nüfus projeksiyonlarına göre dünya nüfusu 7,6 milyar kişiyi geçmiştir. 2017 yılı itibariyle dünya nüfusunun yaklaşık %1,1’ini oluşturan Türkiye, nüfus bakımından dünyanın en büyük 19. ülkesidir.

Dünya Bankası verilerine göre; 2017 yılında kentsel alanlarda yaşayan nüfus oranı; Türkiye’de %74,4, AB-28 ülkelerinde ise %76,4 olup, bu oranlar dünya ortalaması olan %54,3'ün oldukça üzerindedir [5].

2016-2017 döneminde net göçün (aldığı göç ile verdiği göç arasındaki fark) en fazla olduğu iller; Ankara (32.042 kişi), Kocaeli (27.538 kişi) ve İzmir (24.618 kişi), en düşük olduğu iller Ağrı (-17.931 kişi), Van (-16.298 kişi) ve Adana (-13.325 kişi) olmuştur[6].

 

Ekonomi

Ekonomik aktiviteler çevre üzerinde baskı oluşturmaktadır; bu yüzden ekonominin çevresel verimliliğini göstermek amacıyla kaynak verimliliği tanımlanmıştır. Kaynak verimliliği gayrisafi yurtiçi hasılanın yurtiçi madde tüketimine oranı olarak tanımlanır. Türkiye’de 2015 yılı verileriyle tüketilen her kilogram malzeme için 1,5 Euro gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) oluşturulurken, 2017 verileriyle AB-28 ülkelerinde bu rakam 2,2 Euro olmuştur [8].

Kişi başına yurtiçi madde tüketimi ülke ekonomisi için kullanılan üretim ve girdilerin verimli kullanılma düzeyini gösterir. Türkiye’de kişi başına yurtiçi madde tüketimi 2000 yılında 9,5 ton iken 2015 yılında %35,8 artarak 12,9 ton’a çıkmıştır. Türkiye’nin kişi başına yurtiçi madde tüketimi 2015 yılı itibariyle 12,9 ton olup, AB-28 ülkeleri ortalaması olan 13,5 ton’un altında, ancak dünya ortalaması olan 11,9 ton’un üzerindedir[8].

Türkiye’de yurtiçi madde tüketiminin malzeme kategorisine göre dağılımına bakıldığında; metalik olmayan minerallerin payının toplamın yaklaşık yarısını oluşturduğu görülmektedir. Bu ise inşaat yarımları ve alt yapı yatırımlarının ağırlık taşıdığı anlamına gelmektedir [8].

2017 yılı itibariyle, Türkiye’de istihdamın en büyük kısmı %54,1 oran ile hizmetler sektöründe çalışmakta olup daha gelişmiş ekonomilerde ise hizmetler sektörü %70-80 oranında pay almaktadır.

TÜİK verilerine göre 2017 yılında Türkiye’nin cari fiyatlarla GSYH’yi oluşturan sektör faaliyetleri incelendiğinde; tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı %6,9, sanayi sektörünün payı %23,2, inşaat sektörünün payı %9,7 ve hizmetler sektörünün payı %60,2 olmuştur.

Çevre koruma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki oranı 2013 yılında %1,18 iken, 2017 yılında %1,11’e düşmüştür.

Sağlık

Doğuşta beklenen yaşam süresi, ülkelerin yaşam kalitesi ve gelişmişlik düzeyinin bir göstergesidir. 2015-2017 döneminde, doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için toplamda 78 yıldır [13]. 2016 yılı itibariyle AB-28 ülkelerinde doğuşta beklenen ortalama yaşam süresi ise toplamda 81 yıldır. Türkiye’de ömür beklentisi artış göstermesine karşın henüz Avrupa Birliği ortalamasının altındadır.

Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresinin artması ve nüfusun yaşlanmaya devam etmesi beklenmektedir. Nüfusun yaş yapısının önemli bir göstergesi olan ortanca yaşın 2017 yılında 31,7 iken 2023'te 33,5, 2040'da 38,5, 2060'ta 42,3, 2080'de ise 45 olması beklenmektedir[3].

Dünya genelinde her yıl 2 milyar kişinin akut gastroenterit olduğu tahmin edilmektedir. İshalle seyreden hastalıklar 5 yaşın altındaki çocuklarda ikinci ölüm nedenidir. Türkiye’de enfeksiyoz kaynaklı olduğu tahmin edilen diyare ve gastro enterit sayıları 2011-2016 yılları arasında %45,7 oranında azalmıştır.

İklim değişikliği

Türkiye’de CO2 eşdeğeri olarak 2016 yılı toplam seragazı emisyonu, 1990 yılına göre %135, 2015 yılına göre ise %5,6 artmıştır. Artışın en önemli nedeninin, Türkiye’nin 1990 sonrası ekonomik ve endüstriyel kalkınmasına paralel olarak enerji tüketiminin de hızla artması olduğu düşünülmektedir. Türkiye’de 2017 yılında toplam enerji tüketimi 145,3 Mtep (milyon ton eşdeğer petrol) olmuştur. Türkiye’nin toplam enerji tüketimi 1990 yılına göre %177, 2005 yılına göre %64, 2016 yılına göre ise %6,7 oranında artmıştır. Bu artışa karşın, Türkiye’nin kişi başı birincil enerji tüketimi (2017 yılı, 1,80 tep), Avrupa Birliği ülkeleri ortalama rakamlarının (2016 yılı, 3,22 tep) altında kalmıştır.

Enerji tüketimine paralel olarak, Türkiye’de 1990 yılında kişi başı CO2 eşdeğer emisyonu 3,88 ton/kişi iken, bu değer 2016 yılında 6,3 ton/kişi olarak hesaplanmıştır [19]. 2016 yılı itibariyle, CO2 eşdeğeri olarak, kişi başına AB-28 emisyonları ise, 8,7 ton/kişi olup [21] Türkiye’nin kişi başı CO2 eşdeğer emisyonu AB ülkeleri ortalamasının altında kalmaktadır. 2016 yılında, seragazı emisyonlarının sektörel dağılımına bakıldığında, CO2 eşdeğeri olarak toplam emisyonların büyük oranda %56,2 ile enerji sektörü, sanayi sektörü ve diğer (ulaştırma hariç) sektörler için yakıt yanmasından kaynaklandığı görülmektedir. Bunu sırasıyla %16,2 ile ulaştırma sektörü için yakıt yakma, %12,6 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, %11,4 ile tarımsal faaliyetler ve %3,3 ile atık takip etmiştir [19].

Enerji

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması birim enerji tüketimi başına sera gazı salımlarının azaltımına fayda sağlamaları bakımından önemlidir. 1990 yılında Türkiye’de birincil enerji tüketimi içerisinde yenilenebilir katkısı %18,4 iken, yakacak odun tüketimindeki düşüş ve toplam enerji tüketimindeki artışın etkisiyle 2017 yılı itibariyle bu oran %11,9’e seviyesine gelmiştir. Ancak yenilenebilir kaynaklardan sağlanan enerji miktarı 1990 yılına göre %79 oranında artmıştır. Ayrıca, 2001 yılında %19,2 olan brüt elektrik tüketimi içerisindeki yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin oranı, 2017 yılında %29,7’ye yükselmiştir.

Enerji kullanımında enerji verimliliği de çevre açısından büyük bir önem taşımaktadır. Enerji verimliliğinin bir göstergesi olan birincil enerji yoğunluğu 2016 yılında 0,12 kep/2010$ olarak gerçekleşmiştir. Birincil enerji yoğunluğunda dünya ortalaması 0,18 kep/2010$ iken OECD ve AB-28 ülkelerinin ortalaması ise sırasıyla 0,11 ve 0,09 kep/2010$’ dır. OECD ülkelerinin ortalamasına hayli yakın bir konumda olan Türkiye’ nin birincil enerji yoğunluğu, AB ülkelerinin ortalaması ile karşılaştırıldığında ise yüksek yani daha kötü durumda kalmaktadır [76].

2000-2016 döneminde birincil enerji tüketiminde yıllık bazda ortalama %3,4 oranında artış görülürken aynı dönemde GSYH artışı yıllık bazda %4,9 olarak gerçekleşmiştir. 2005-2015 döneminde Türkiye’ nin GSYH’si bir birim artarken enerji tüketimi 0,8 birimlik artış göstermiştir. Bununla birlikte, aynı dönemde GSYH’sini bir birim artıran Fransa enerji tüketimini 1,1, Almanya 0,5, Japonya 3,5 ve İngiltere 1,8 birim azaltmıştır [76].

Sanayi

Ülkemizde Organize Sanayi Bölgeleri; sanayinin disipline edilmesi, şehrin planlı gelişmesine katkıda bulunulması, üretimde verimliliğin ve kar artışının sağlanması, sanayinin az gelişmiş bölgelerde yaygınlaştırılması, tarım alanlarının sanayide kullanılmasının disipline edilmesi, sağlıklı, ucuz, güvenilir bir altyapı ve ortak sosyal tesisler kurulması, müşterek arıtma tesisleri ile çevre kirliliğinin önlenmesi vb. amaçlarla kurulmuştur. Bu bağlamda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca tutulan sanayi sicil kayıtlarına göre, sanayi siciline kayıtlı işletmelerde organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin ürettikleri ürünlerin yurt içi ve yurt dışı satış değerlerinin toplamının tüm sanayi işletmeleri içindeki payı; 2015 yılı için %19, 2016 yılı için %24 ve 2017 yılı için %25’tir.

Hava Kalitesi

2013-2017 yılları arasındaki son beş yıllık döneme bakıldığında, yıllık PM10 ortalamalarının en yüksek olduğu ilk 10 istasyon arasına en çok giren istasyonlar Bursa, Iğdır, Siirt ve Kayseri (Hürriyet) istasyonlarıdır. Son beş yıllık dönemde, yıllık SO2 ortalamalarının en yüksek olduğu ilk 10 istasyon arasına en çok giren istasyonlar ise, Edirne (Keşan), Çanakkale (Çan), Amasya (Suluova) ve Tekirdağ (Merkez MTHM) istasyonlarıdır.

Hava Kalitesinin Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinde (HKDYY) 2009 yılından beri hava kalitesi parametreleri için kademeli azaltım ile her geçen yıl daha sıkı sınır değer uygulanmaktadır. 2017 yılında PM10 ortalama konsantrasyonları bakımından ulusal sınır değer %16 oranında, Avrupa Birliği sınır değeri ise %28 oranında aşılmıştır.

Türkiye genelinde, 2017 yılında 2016 yılına göre PM10 ve SO2 sınır değerinde %12,5 azaltılma olmasına karşın, PM10 parametresi için aşım sayısında %36 artış, SO2 parametresi için aşım sayısında ise %20 oranında azalma meydana gelmiştir.

Özellikle kış mevsiminde ısınma kaynaklı kirleticilerin hava kirliliğindeki etkisi sorun olmaya devam etmektedir. Hava kalitesinin iyileştirilmesi amacıyla, mevcut çalışmaların sürdürülmesinin yanı sıra ek önlemlerin de gerektiği düşünülmektedir.

Su- Atıksu

Türkiye’de nüfus ve sanayinin yoğun olduğu, kirlilik yükü en fazla olan Ergene, Küçük Menderes, Gediz, Kuzey Ege, Sakarya ve Susurluk Havzalarında nehirlerin su kalitesi IV. Sınıf (çok kirlenmiş su) sınıfındadır. Ancak, ülkemizdeki tüm nehirler çalışma kapsamında olmadığından sonuç tüm Türkiye’yi temsil etmemektedir. Havzalara ait tüm istasyonların ortalamaları yıllar itibariyle karşılaştırıldığında, genel olarak BOİ parametresinde azalma eğilimi gözlenmiştir.

Türkiye’nin su kullanım indeksi 2010 yılı için %21,3, 2012 yılı için %23,9, 2014 yılı için %21,6 ve 2016 yılı için %25,8’dir. Bu gösterge için %20’nin üzerinde bir su kullanım indeksi değeri su kıtlığını, %40’ın üzerinde bir değer ise şiddetli kıtlığını göstermektedir [35].

Kentsel bölgelerden, sanayi ve tarım alanlarından su oluşumlarına geniş çapta azot ve fosfor girişi, ötrofikasyona neden olabilir. Bu bakımdan, tüm denizlerimizde belirlenen su yönetim birimi içinde su kalitesi sınıflamasına yönelik olarak 2014-2017 döneminde klorofil-a (Chl-a) değerleri incelendiğinde genel olarak tüm denizlerde güneş ışığının yeterli olduğu ve karasal kaynaklı besin tuzları girdilerinin artış gösterdiği kış döneminde birincil üretimin artmasıyla en yüksek değerlere ulaştığı gözlemlenmiştir.

2017 yılında, denizlerimiz kıyı ve deniz sularındaki besin maddeleri bakımından değerlendirildiğinde Akdeniz’de toplam çözünmüş anorganik azot (DIN) değerleri yüzey sularda karasal girdilerin etkilediği az tuzlu kıyısal bölgede en yüksek değerlere ulaşırken (>3,0 μM) referans alan yüzey sularında normaldir. Ege Denizin’de Nox değerleri genelde düşük değerlerde gözlenirken, özellikle Büyük Menderes ağızı ve İzmir İç Körfez konsantrasyonların 2-4 kat arası yüksek olduğu görülmektedir. Karadeniz’de Sakarya, Kızılırmak ve Yeşilırmak etkisi altındaki yerlerde azot ve silikat değerlerinin yüksektir. Samsun İli etkisindeki su yönetim biriminde (SYB) yüksek fosfor değerleri belirgindir. Marmara Denizinde fosforlu bileşikler her mevsimde Bandırma Körfezi’nde en yüksek seviyede ölçülmüş olup sanayi ve evsel baskıların sürekli varlığını işaret eder. Bunu dışında Susurluk etkisindeki SYB’lerde de görece yüksek azotlu bileşikler ve silikat tespit edilmiştir.

Yüzme sularımızda; 2016 yılında izlenen yüzme alanlarının %75’i A sınıfıyken (çok iyi) 2017 yılında bu oran %73’e düşmüştür.

Ülkemizde, çevreyi koruma amaçlı yapılan çalışmalar ve Bakanlığımızca verilen maddi ve teknik destekler sonucunda, son yıllarda kanalizasyon şebekesi ve atık su arıtma tesisi ile hizmet verilen belediye sayısında ve bu hizmetin verildiği nüfusta önemli artış olmuştur. 2016 yılı sonu itibariyle, atıksu arıtma tesisleri ile hizmet verilen belediye nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı %75’e ulaşmıştır [40]. Ancak, Türkiye’de en az ikincil (biyolojik) atıksu arıtma tesisine bağlı nüfus oranı 2014 yılı verileriyle %43,1’dir [41].

Atık

Atık yönetimi genel ilkeleri doğrultusunda atıkların öncelikli olarak kaynağında azaltılması, geri kazanımı, enerji geri kazanımı ve son olarak bertaraf yöntemlerine yöneltilmesi gerekmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2017 yılı verilerine göre, düzenli depolama tesisleri ile hizmet verilen nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı %74’dür.

Tehlikeli Atık Beyan Sistemini (TABS) kullanılarak yapılan beyanlara göre; 2017 yılı için Türkiye geneli işlem gören tehlikeli atık miktarı 1.425.045 ton olarak belirlenmiştir. Bu miktara maden sektörü atık miktarları dahil edilmemiştir. 1.425.045 ton tehlikeli atığın %83,6’sı geri kazanıma yönlendirilmiştir. %14,7’si bertaraf edilmiş, %1’i stoklanmış, %0,7’si ihraç edilmiştir.

2016 yılı itibariyle, belediye atıklarında AB-28 ülkeleri ortalaması olarak geri dönüşüm ve kompostlaştırma payı %45,3 olmuştur [43]. Ulusal Atık Yönetimi ve Eylem Planı’na göre 2016 yılı itibariyle Türkiye’de bu rakam %13’dür.

Arazi Kullanımı

Avrupa Birliği’nin arazi yönetimi projelerinden biri olan CORINE (Çevresel Verilerin Koordinasyonu Projesi - Çevre Bilgi Düzeni) arazi örtüsü programı kapsamında elde edilen verilere göre; Türkiye’de 1990-2012 yılları arasında orman-yarı doğal alanlar 1.212.900 ha azalırken, yapay alanlar 424.867 ha, tarımsal alanlar 423.756 ha, su kütleleri 173.305 ha ve sulak alanlar 159.604 ha artış göstermiştir. Artan nüfus, kentleşme ve sanayileşme tarım alanları ve doğal alanlar üzerinde baskı unsurudur.

2005-2017 döneminde tarım dışı kullanımına izin verilen 700.975 hektar arazinin sınıf dağılımına bakıldığında; %61,7’si kuru marjinal tarım arazisi, %23,8’i mutlak tarım arazisidir [47].

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum, iklim, topoğrafya ve toprak şartları, ülkemizin arazi toprak bozulmasına ve kuraklığa karşı hassasiyetini artırmaktadır. Dinamik Erozyon Modeli ve İzleme Sistemi sonucu elde edilen verilere göre ülkemizde her yıl maksimum 642 milyon ton toprak su erozyonu sonucu harekete geçmektedir. Ortalama hektarda 8,24 ton toprak her yıl su erozyonu sonucu yer değiştirmektedir. Bu miktarı ülkemiz yüzölçümüne göre sınıflandıracak olursak sırasıyla %60,28’sinde çok hafif, %19,13’ünde hafif, %7,93’ünde orta, %5,97’sinde şiddetli ve %6,7’sinde çok şiddetli olarak dağılım göstermektedir [48].

Biyolojik Çeşitlilik

Türkiye birçok bitkinin gen merkezidir ve biyolojik çeşitlilik bakımından dünyada önemli bir yere sahip olmakla birlikte bazı bitki ve hayvan türlerimiz tehlike altında olup geçmişte var olan bir kısım türlerimizin nesli tükenmiştir.

Türkiye’de tohumlu bitkilerden çiçekli bitki grubunda endemizm oranı çok yüksek olup endemizm oranı %34 civarındadır. Türkiye endemik bitkiler açısından çok zengin olmasına rağmen, zenginliği oluşturan bu türlerin bazıları ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. IUCN 2001 kriterlerine göre endemik türlerimizin yaklaşık 600 kadarı “Çok tehlikede CR”, 700 kadarı da “Tehlikede EN” kategorisinde yer almaktadır. Yaban hayvanlarından ise 481 kuş, 150 memeli ve 130 sürüngen türü korunma altına alınmıştır.

Denizlerimizde, istilacı yabancı türlerin sayısı 2005 yılında 263 iken, bu sayı 2017 yılında 500’e yaklaşmıştır. İç sularımızda ise 2017 yılı itibariyle 25 yabancı tür tespit edilmiştir. Akdeniz’de bulunan istilacı yabancı türlerin büyük çoğunluğu Süveyş kanalı yoluyla gelmekte, Karadeniz’de bulunan istilacı yabancı türlerin büyük çoğunluğu ise gemilerin balast sularıyla aktarılmaktadır [50].

2017 yılı itibariyle, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki korunan alanların toplamının ülke yüzölçümüne oranı %8,9 olup bu oran dünya ortalamasının altındadır. Dünyadaki duruma bakılacak olursa, 2017 yılı Dünya Bankası verine göre, dünya karasal ve denizel korunan alanların karasal alanına oranı %14,3’dür [52].

Türkiye’nin toplam orman alanı, 2015 yılı itibariyle 22.342.935 hektardır. Bu orman alan miktarı ülke genel alan toplamının %28,6’sı kadardır. Ancak bu alanın %43’ü boşluklu kapalı orman alanı (seyrek örtülü veya örtüsüz) alanlardan oluşmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre, dünya orman alanlarının yüzölçümüne oranı 2015 yılında %30,8 olup[55].Türkiye ‘ye ait oranın üzerindedir.

Ormanlarımızda çıkan yangınların büyük çoğunluğu insan tarafından çıkarılmaktadır. 2017 yılında çıkan orman yangınlarının %53’ünün çıkış nedeni belirlenememiştir. Orman yangınlarının %30’u ihmal-kaza, %11’i doğal sebepler, %6’sı kasıt sonucu çıkmıştır.

Altyapı ve Ulaştırma

Karayolları ile kıyaslandığında demiryolları, enerjinin daha verimli tüketimi, yapımında daha az alan kullanıldığı için doğal çevrenin korunmasında önemli rol oynamaktadır. 2017 yılı itibariyle Türkiye’de yurt içi yolcu taşımacılığının %88,8’i, yurt içi yük taşımacılığının yaklaşık %89,2’si karayolu ile yapılmaktadır.

Demiryolu ağının geliştirilmesinin yanında verimli olarak kullanılması da önem taşımaktadır. 2013 yılında demiryolu yük taşımacılığı kapasite kullanım oranı %75’e çıkmışsa da 2017 yılında %43’e düşmüştür.

Artan taşıt sayısına karşın, yüksek fiyat ve vergiler dolayısıyla Türkiye’de taşıt sahibi olma oranı Avrupa ortalamasının çok altındadır. 2016 yılı verileriyle, AB-28 ülkeleri ortalaması olarak bin kişiye düşen otomobil sayısı 505 iken Türkiye’de bu rakam 142’dir [67]. Türkiye’de 20 yaş üzeri otomobillerin payı yüksek olup 2017 yılı itibariyle %22’dir. 2017 yılı itibariyle Türkiye’de otomobillerin ortalama yaşı 12,4 yıl iken, AB-27 ülkelerinde, 2014 yılında otomobillerin ortalama yaşı 7,4 yıldır [68].

Türkiye’de 2017 yılında boru hatları hariç ulaştırma sektöründe tüketilen 28.033 bin TEP enerjinin %99’unu petrol ürünleri, %0,2’sini doğalgaz, %0,4’ünü biyoenerji ve atıklar, %0,3’ünü elektrik oluşturmaktadır.

Trafiğe kayıtlı otomobillerin yakıt cinsine göre dağılımına bakıldığında, 2017 yılı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 12.035.978 adet otomobilin %38,4'ü LPG, %35,4’ü dizel, %25,9’u benzin yakıtlıdır. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise %0,4’tür [64]. 2016 yılı verilerine göre Avrupa’da LPG’li otomobil oranı en yüksek olan ülke %16 ile Polonya olup, Türkiye’de LPG’li otomobillerin oranı Avrupa ülkelerine göre çok yüksektir.

Tarım

Türkiye’de 2017 yılı sonu itibariyle kullanılan saf bitki besin maddesi (N, P2O5, K2O) olarak kimyasal gübre miktarı, 2016 yılına göre %5,8 azalarak 2.644.333 ton olmuştur. Gelişmiş ülkelerde hektar başına ekili arazide gübre tüketimi 200 kg iken Türkiye'de bu rakam 2016 yılı sonu itibariyle 116 kg düzeyindedir. Türkiye’de fazla gübre kullanımı kuru tarım alanlarında söz konusu olmayıp bazı lokal ve sulu alanlarda söz konusudur[82]. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; Türkiye’de 2017 yılında toplam tarım ilacı kullanım miktarı 2016 yılına göre %8,08 artarak 54.098 ton’ a yükselmiştir.

Balıkçılık

Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de avcılık yoluyla elde edilen su ürünleri üretimi sınır seviyelerde seyretmektedir. Bu nedenle, bilim insanlarınca avcılıkta kabul gören temel yaklaşım stokların korunarak üretimin sürdürülmesidir [86]. TÜİK verilerine göre; su ürünleri üretimi 2017 yılında 2016 yılına göre %7,2 artarak 630.820 ton olarak gerçekleşmiştir. Su ürünleri kaynaklarını korumak ve balıkçılığımızın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla 2002 yılından itibaren yeni gemi ruhsatı verilmeyerek filonun daha fazla büyümesi sınırlandırılmıştır. Ayrıca, 2012 yılından itibaren gemilerini avcılıktan çıkarmak isteyen balıkçılara ruhsatlarının iptali karşılığında gemi boyuna göre destekleme ödemesi yapılmaktadır.

Turizm

Türkiye, gelen turist sayısı ve elde edilen turizm gelirlerinde dünyada üst sıralarda yer almaktadır. 2017 yılında 2016 yılına göre turist sayısı %24 oranında artmıştır. Belirli bir dönemde ülkeye gelen ziyaretçi sayısının fazla olması arazi kullanımı, su tüketimi, atıksu, atık üretimi, gürültü vb. nedenlerle çevre üzerinde baskı oluşturmaktadır. Buna önlem olarak yapılan çalışmalar sonucunda 2017 yılı sonu itibariyle; Turizm İşletmesi Belgeli konaklama tesisi sayısı 3.771, olup Bu tesislerin 396 adedi (%10,5’i) çevreye duyarlı konaklama tesisi belgesi (yeşil yıldız) ile belgelendirilmiştir. Ayrıca yine 2017 yılı verilerine göre Türkiye, mavi bayrak alan 454 plaj ile İspanya ve Yunanistan’ın ardından üçüncü sırada, 22 marina ile de dünyada yedinci sırada bulunmaktadır. Bu durum turistik bölgelerde çevresel konularda daha fazla önlem gerektirmektedir.

Sonuç

Gelişmiş ülkelerde iklim değişikliğiyle mücadele için endüstriyel ve ekonomik kalkınmanın beraberinde getirdiği çevresel etkileri azaltma çabaları hız kazanmıştır. Gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye’de ise endüstriyel ve ekonomik kalkınmasının etkisiyle enerji tüketimi ve buna bağlı olarak sera gazı emisyonlarında artış söz konusudur. Türkiye’de CO2 eşdeğeri olarak 1990-2016 döneminde toplam seragazı emisyonu %135, toplam enerji tüketimi ise %160 artmıştır. Ancak, kişi başına düşen miktarlara bakıldığında göstergelerinin mevcut durumu halen gelişmiş ülkelerin seviyesine ulaşmış değildir. Kalkınma gerçekleştirilirken kaynakların verimli kullanılması, yenilenebilir enerjinin kullanımına ağırlık verilmesi, atıkların geri dönüşümü gerekmektedir.

Türkiye’de hava kalitesi bakımından PM10 değerlerinde bir miktar sorun bulunmaktadır.

Bunun yanında nehir havzalarımızın korunup iyileştirilmesi, yut içi ulaşımda yolcu ve yük taşımada %89 oranındaki karayolu ağırlığının demiryoluna kaydırılarak %70’lere düşürülmesi, orman alanlarımızın ve biyolojik çeşitlilik için korunan doğal alanlarımızın attırılmasına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

Yasalarla çıkarılan çevre politikalarının uygulanmasının yanında; çevre sorunlarımıza, üretimde teknolojik yaklaşımlar ve tüketimde alışkanlıklarımızın değiştirilmesinin yanı sıra, özellikle de en fazla çevresel baskıya neden olan enerji, ulaşım ve tarım sektörlerinde çevreye daha az zarar veren yöntemlere odaklanılması gerekmektedir. Bu amaçla hedef belirlemede, politika oluşturulmasında ve politikaların izlenmesinde bilgi yönetimine ve çevresel göstergelerin kullanılmasına daha fazla önem verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

 

KAYNAKLAR:

[1] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK)

[2] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2017” Haber Bülteni, 01/02/2018, Sayı: 27587, http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27587

[3] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Nüfus Projeksiyonları, 2018-2080” Haber Bülteni, 21/02/2018, Sayı: 30567,  http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=30567

[4] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/total-population-outlook-from-unstat-3/assessment-1

[5] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=The_EU_in_the_world_-_population#Urban_population

[6] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, İç Göç İstatistikleri, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Göç İstatistikleri, 2008-2017, http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?alt_id=1067

[7] http://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Resource_productivity_statistics

[8] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Material_flow_accounts_and_resource_productivity#Material_consumption_by_EU_Member_State

[9] https://data.oecd.org/emp/employment-by-activity.htm

[10] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=National_accounts_and_GDP

[11] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Çevre Koruma Harcama İstatistikleri, 2017” Haber Bülteni, 27/11/2018, Sayı: 27673, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27673

[12] https://ec.europa.eu/eurostat/tgm/table.do?tab=table&init=1&plugin=1&pcode=ten00061&language=en

[13] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Hayat Tabloları, 2015-2017” Haber Bülteni, 26/09/2018, Sayı: 27591, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27591

[14] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, İstatistiksel Tablolar ve Dinamik Sorgulama, Hayat tabloları, “Avrupa ülkelerinde cinsiyete göre doğuşta beklenen yaşam süreleri, 2016”,

http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1100

[15] http://mikrobiyoloji.thsk.saglik.gov.tr/ums/a/Akut-gastroenterit.pdf Bulaşıcı Hastalıkların Laboratuvar Tanısı için Saha Rehberi, AKUT GASTROENTERİT

 [16] http://mikrobiyoloji.thsk.saglik.gov.tr/Dosya/tani-rehberi/sendromik-tani-yaklasimi/UMS-SY-01-Akut-gastroenterit-sendromu.pdf

[17] https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/kurumsal/plan-ve-faaliyetler/2016-faaliyet-raporu.pdf

[18] http://ec.europa.eu/eurostat/documents/3217494/7735275/KS-06-16-212-EN-N.pdf/8a304ba5-588a-4cf6-8549-8d000aafc342

[19] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Seragazı Emisyon İstatistikleri, 2016” Haber Bülteni; 13/04/2018, Sayı: 27675, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27675

[20] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Greenhouse_gas_emission_statistics#Trends_in_greenhouse_gas_emissions

[21] http://ec.europa.eu/eurostat/tgm/table.do?tab=table&init=1&plugin=1&pcode=t2020_rd300&language=en

[22] http://unfccc.int/land_use_and_climate_change/lulucf/items/1084.php

[23] Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü,

[24] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/production-and-consumption-of-ozone-2/assessment-3

[25] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü

[26] Tarım ve Orman Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü

[27] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/main-anthropogenic-air-pollutant-emissions/assessment-4

[28] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/large-combustion-plants-operating-in-europe/assessment-2

[29] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, Laboratuvar Ölçüm ve İzleme Dairesi Başkanlığı

[30] http://www.fao.org/nr/water/aquastat/tables/WorldData-Withdrawal_eng.pdf

[31] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/use-of-freshwater-resources-2/assessment-3

[32] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “ Sektörel Su ve Atıksu İstatistikleri, 2016” Haber Bülteni,  http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27672

 [33] Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü (DSİ), http://www.dsi.gov.tr/dsi-resmi-istatistikler

[34] http://www.dsi.gov.tr/toprak-ve-su-kaynaklari

[35] http://ec.europa.eu/eurostat/tgm/web/table/description.jsp

[36] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, Laboratuvar Ölçüm ve İzleme Dairesi  Başkanlığı, Evsel ve Endüstriyel Kirlilik İzleme Programı Havza İzleme Çalışmaları (2017)

[37] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK-MAM (2017). Bütünleşik Kirlilik İzleme Projesi (2017-2019).

[38] Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü

[39] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Belediye Su İstatistikleri, 2016” Haber Bülteni, 21/11/2017, Sayı: 24874,

http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24874

[40] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Belediye Atıksu İstatistikleri, 2016” Haber Bülteni, 22/11/2017, Sayı: 24875, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24875

[41] http://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Water_statistics

[42] http://ec.europa.eu/eurostat/tgm/table.do?tab=table&init=1&plugin=1&pcode=cei_pc031&language=en

[43] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=SDG_12_-_Responsible_consumption_and_production#cite_note-27

[44] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Maden İşletmeleri Su, Atıksu ve Atık İstatistikleri, 2016” Haber Bülteni, 28/12/2017, Sayı: 24879, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24879

[45] Mülga Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı

[46] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Land_cover_statistics

[47] Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü

[48] Tarım ve Orman Bakanlığı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü

[49] Mülga Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma Dairesi Başkanlığı, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Ulusal Odak Noktası “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı” 2007, Ankara.

[50] Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü.

[51] Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, “Tabiatı Koruma Durum Raporu (2016-2017)”

[52] http://data.worldbank.org/indicator/ER.PTD.TOTL.ZS

[53] Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Türkiye Orman Varlığı -2015, http://www.ogm.gov.tr/ekutuphane/Yayinlar/T%C3%BCrkiye%20Orman%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-2015.pdf

[54] Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü http://www.ogm.gov.tr/ekutuphane/Sayfalar/Istatistikler.aspx

[55] http://wdi.worldbank.org/table/3.1#

[56] Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı

[57] http://www.tcdd.gov.tr/files/istatistik//20132017yillik.pdf

[58] http://www.ubak.gov.tr/BLSM_WIYS/SGB/tr/Pdf/20161027_090101_5643_1_88338.pdf

[59] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/transport-emissions-of-greenhouse-gases/transport-emissions-of-greenhouse-gases-11.

[60] http://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/transport-final-energy-consumption-by-mode/assessment-5

[61] https://ec.europa.eu/eurostat/documents/3217494/9172750/KS-EN-18-001-EN-N.pdf/474c2308-002a-40cd-87b6-9364209bf936

[62] http://www.enerji.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fSayfalar%2fenver_gelisim_rapor_2018.pdf

[63] Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

[64]  Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Motorlu Kara Taşıtları, Aralık 2017” Haber Bülteni, 02/02/2018, Sayı: 27640, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27640

[65] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Passenger_cars_in_the_EU

[66] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/size-of-the-vehicle-fleet/size-of-the-vehicle-fleet-9

[67] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/Passenger_cars_in_the_EU#Overview

[68] http://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/average-age-of-the-vehicle-fleet/average-age-of-the-vehicle-8

[69] http://appsso.eurostat.ec.europa.eu/nui/show.do?dataset=road_eqs_carage&lang=en

[70] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/real-change-in-transport-prices/assessment-8

[71] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1014

[72] Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

[73] http://appsso.eurostat.ec.europa.eu/nui/show.do?dataset=nrg_100a&lang=en

[74] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/final-energy-consumption-by-sector-9/assessment-1

[75] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Renewable_energy_statistics#of_electricity_generated_come_from_renewable_sources

[76] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Renewable_energy_statistics#of_electricity_generated_come_from_renewable_sources

[77] http://www.enerji.gov.tr/File/?path=ROOT%2f1%2fDocuments%2fSayfalar%2fenver_gelisim_rapor_2018.pdf

[78] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü

 [79] Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı

[80] http://www.migem.gov.tr/Istatistik.aspx

[81] https://data.worldbank.org/indicator/AG.LND.ARBL.HA.PC

[82] Tarım ve Orman Bakanlığı, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü

[83] Tarım ve Orman Bakanlığı, Gıda ve Kontrol  Genel Müdürlüğü

[84] FIBL, The World of Organic Agrıculture 2018

[85] Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, “Su Ürünleri, 2017” Haber Bülteni, 12/06/2018, Sayı: 27669, http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27669

[86] Tarım ve Orman Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü

 [87] Kültür ve Turizm Bakanlığı

[88] http://ec.europa.eu/eurostat/documents/3217494/7053328/KS-GR-15-001-EN-N.pdf/08db83d1-966c-4b4d-869a-4a5dc2a9538d

[89] Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı

[90] Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü