Çevresel Göstergeler
Çevresel Göstergeler
5.1 Hava Kirletici Emisyonları

Tipi: Baskı

Tanımı: Hava Kirleticileri Emisyonu; belirli kirleticiler için yıllık olarak aktivite verisi ve emisyon faktörlerinin çarpımı ile elde edilen emisyon toplamının kütlesel olarak ifadesidir.  Önemli hava kirleticilerin yıllara ve kaynak sektörlere göre ulusal emisyon miktarlarını içermektedir. 

Gösterge aynı zamanda çeşitli sektörlerden emisyon kaynakları hakkında bilgi sunar: enerji sanayileri, yol ve diğer ulaşım, sanayi (süreçler ve enerji); diğer (enerji); kaçak emisyonlar, atık, tarım ve diğer (enerji harici).

Birimi: KiloTon, GigaGram

Önem: 

Asitleşmeye neden olan maddelerin emisyonları, insan sağlığına, ekosistemlere, binalara ve materyallere (çürüme) zarar vermektedir.  Kirleticilerle ilgili olan etkiler, asitleşme potansiyeli ile ekosistemlerin ve materyallerin özelliklerine bağlıdır.

Metan olmayan uçucu organik bileşenler (NMVOCler), azot oksitler, karbon monoksit ve metanın emisyonları, yer seviyesindeki (trofosferik) ozonun oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Ozon, güçlü bir oksidandır ve trofosferik ozonun insan sağlığı ve ekosistemler üzerinde ters etkileri olabilmektedir. Bu özellikle yaz aylarında sorun oluşturmaktadır. Yer seviyesi ozonun yüksek konsantrasyonları, insan solunum sistemine olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Uzun dönemli maruz kalmanın, yaşla beraber akciğer işlevinde yavaşlamayı hızlandırdığına ve akciğer işlevinin gelişimini etkileyebildiğine dair somut kanıtlar vardır. Bazı insanlar, diğerlerine oranla yüksek konsantrasyonlara karşı çok daha hassas olabilmektedir, en kötü etkiler genellikle çocuklar, astımlı insanlar ve daha yaşlılarda görülebilmektedir. Çevredeki yüksek konsantrasyonları, yaprak hasarına neden olarak, rahatsızlığa karşı dayanıklılığı azaltarak ve ürün verimini azaltarak, ekinlerde ve ormanlarda hasara neden olmaktadır.

Son yıllarda bilimsel kanıtlar, ince partiküler maddelere kısa ya da uzun dönem maruz kalınması ile çeşitli sağlık etkileri arasında bir ilişki olduğunu gösteren birçok epidemiyolojik çalışmalarla güçlendirilmiştir. İnce partiküllerin insan sağlığına ters etkileri olmaktadır ve bir dizi solunum sorunlarından sorumlu olabilmekte ya da bu sorunlara olumsuz katkıları bulunabilmektedir. Bu bağlamdaki ince partiküller, birincil PM10 toplamı ve ikincil PM10 öncüllerinin ağırlıklı emisyonlarıyla ilgilidir. Birincil PM10, atmosfere doğrudan salınan ince partikülleri (10 mm ya da daha az çapta olarak tanımlanan) ifade etmektedir. İkincil PM10 öncülleri ise, atmosferde foto-kimyasal tepkilerle partiküllere kısmen dönüşen kirleticilerdir. Kentsel nüfusun geniş bir kısmı, insan sağlığını koruma için belirlenen sınır değer setlerini aşan ince partiküler madde seviyelerine maruz kalmaktadır. Partiküler madde konsantrasyonlarını kontrol eden ve böylelikle insan sağlığını korumayı amaçlayan bir dizi politika girişimleri bulunmaktadır.

Değerlendirme:

Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) Uzun Menzilli Sınır Aşan Hava Kirliliği Sözleşmesi (CLRTAP) ile ilgili ve sözleşmenin EMEP (Avrupa’da Hava Kirleticilerinin Uzun Menzilli Taşınımının İzlenmesi ve Değerlendirilmesi İçin İşbirliği Programının Uzun Dönemli Finansmanı) Protokolü kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından azot oksitler, (NOX), kükürtdioksit (SO2), metan olmayan uçucu organik bileşikler (NMVOC), amonyak (NH3), karbonmonoksit (CO) ve partiküler madde (PM10) için yıllık olarak bir ulusal emisyon envanteri hazırlanmakta ve BM-AEK Sekretaryası ile birlikte Avrupa Çevre Ajansı üzerinden her yıl iki önceki yıl geriden gelmek üzere 2011 yılından itibaren düzenli şekilde zaman serisi halinde envanteri raporlanmaktadır.

Grafikte yer alan 2020 yılına esas yapılan raporlamanın kapsadığı 1990-2018 yılları emisyonlarının durumu incelendiğinde; özellikle yanma kaynaklı kirleticilerde son yıllarda ciddi bir azalma kaydedildiği görülmektedir. Bu duruma enerji santrallerinde yakıt tüketimindeki azalma ve değişen teknolojilere bağlı güncellenen emisyon faktörleri neden olmuştur. 1990 yılına göre en çok (%200) NOX emisyonlarında artış olduğu, bunu sırasıyla SO2 (% 46), NH3 (%23)  NMVOC(% 21) emisyonlarının takip ettiği, PM10ve CO emisyonlarında ise sırasıyla % 16 ve %22 oranında azalış olduğu görülmektedir[i].

2017 yılına kıyasla emisyonlar incelendiğinde NH3 emisyonlarının %9, SO2 emisyonlarının %4 arttığı CO, PM10, NMVOC ve NOX emisyonlarının sırasıyla, %22, %16, % 2 ve % 1 oranında azaldığı görülmektedir. Zaman serisine bağlı olarak ve bir önceki yıla kıyasla emisyon değişimleri Tablo 9’da yer almaktadır.

2018 yılı ulusal emisyonlarından; SO2 emisyonları, %70.4 ile elektrik üretim santralleri, %9 ile evsel ısınmadan kaynaklanmıştır. NOX emisyonları, % 45.7 ile elektrik üretim santrallerinden kaynaklanmıştır. NMVOC emisyonları %21.7 oranında hayvancılık sektöründen kaynaklanmıştır. NH3 emisyonlarının başlıca kaynağı ise gübre yönetimidir.

 

TABLO 9- SO2, NOX, NMVOC, NH3, CO VE PM10 İÇİN EMİSYON DEĞİŞİM EĞİLİMLERİ

Yıllara Göre Değişim (%)

SO2

NOX

NMVOC

NH3

CO

PM10

Eğilim (1990-2018)

46

202

21

23

-22

-16

Eğilim (2017-2018)

4

-1

-2

9

-25

-16

Kaynak: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü

Amonyak emisyonları 1990’dan bu yana toplamda AB-28’de % 23 azalmış, ancak 2014’ten beri sürekli artmakta olup azot oksit emisyonu % 57 ve metan olmayan uçucu organik bileşiklerin emisyonu % 54 oranında azalmıştır. İnce partikül madde emisyonları 2000’den itibaren AB-28’de neredeyse üçte bir oranında % 28 azalmıştır[ii].

GRAFİK 25- SO2, NOX, NMVOC, NH3, CO ve PM10 İÇİN EMİSYON TOPLAMLARI (1990-2018)

Kaynak: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü

 

 


[i] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, 2019

[ii] EEA Indicators, Emissions of the main air pollutants in Europe — European Environment Agency (europa.eu)

 

 

KAYNAKLAR

[1] Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü

[2] https://www.eea.europa.eu/data-and-maps/indicators/main-anthropogenic-air-pollutant-emissions/assessment-4